Sağlık Turizminde Teşviklerden Yararlanma Süreci:
Sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren birçok kurum için devlet teşvikleri hâlâ uzaktan bakılan bir konu. Mevzuat var, destekler var, hatta çevrede bu desteklerden yararlanan örnekler de duyuluyor. Buna rağmen sahada karşılaşılan tablo oldukça net: Destek mekanizmaları yaygın biçimde kullanılmıyor ve denemiş olanların önemli bir kısmı süreci yarım bırakıyor.
Bu noktada doğal bir soru ortaya çıkıyor: Madem bu kadar çok destek var, neden herkes faydalanamıyor?
Teşviklerin Uygulama Mantığı ve Kapsamı
Sağlık turizmi teşvikleri, teoride geniş bir alanı kapsar. Tanıtımdan organizasyona, sigortadan kalite yatırımlarına kadar birçok başlık destek mekanizmasının içinde yer alır. Ancak bu tablo, teşviklerin otomatik olarak erişilebilir olduğu anlamına gelmez.
Devlet destekleri, “faaliyette bulunan herkes faydalansın” yaklaşımıyla değil; belirli bir yapıyı kurabilenlerin sürdürülebilir biçimde desteklenmesi anlayışıyla çalışır. Bu nedenle teşvik sistemi, başvuranları yalnızca evrak üzerinden değil; fiilen kurdukları iş modeli üzerinden de ayıklar.
Uygulamada desteklerden düzenli biçimde yararlanan kurumlarla, sürecin başında takılan kurumlar arasındaki fark genellikle bütçe ya da ölçek değildir. Asıl fark, süreçlere nasıl yaklaşıldığıdır.
En Sık Karşılaşılan Yanlış Varsayım: “Harcama Yaptım, Destek Alırım”
Teşvik süreçlerinde en sık yapılan hata, harcamanın tek başına yeterli görülmesidir. Oysa sağlık turizmi desteklerinde kritik olan, yalnızca “ne kadar harcama yapıldığı” değil; harcamanın hangi amaçla, hangi yapı içinde ve nasıl gerçekleştirildiğidir.
Aynı tutardaki iki reklam harcamasından biri destek kapsamına alınırken diğeri reddedilebiliyorsa, bunun nedeni genellikle reklamın kendisi değil; arkasındaki kurgudur. Tanıtım dili, sözleşme yapısı, hedef pazar tanımı ve hatta web sitesinde kullanılan ifadeler dahi bu değerlendirmeyi etkileyebilir.
Bu yüzden teşvikler, çoğu zaman harcama sonrasında değil; harcama öncesinde doğru planlama yapılmadığında kaybedilir.
Süreç Neden Bu Kadar Belirleyici?
Sağlık turizmi destekleri, tek seferlik bir başvuru mekanizması değildir. Destekler; performans, süreklilik ve uyum üzerinden ilerler. Devlet, destek verdiği kurumların yalnızca o dönem değil, zaman içinde de aynı çizgide ilerlemesini bekler.
Bu beklenti; gelirlerin izlenebilir olmasını, faaliyetlerin kayıt altında yürütülmesini ve mevzuata uyumun sürekliliğini beraberinde getirir. Destek başvurularında karşılaşılan pek çok sorun, aslında bu süreklilik beklentisinin göz ardı edilmesinden kaynaklanır.
Bir dönem destek alıp sonraki dönemlerde sürecin tıkanması, çoğu zaman başvuru hatasından değil; iş modelinin destek sistemiyle uyumsuz kalmasından doğar.
Teşvik Süreci Neden “Baştan” Başlar?
Sahada en sık duyulan cümlelerden biri şudur: “Bu harcamayı yaptık, şimdi destek tarafına bakalım.”
Oysa sağlık turizmi teşviklerinde bu yaklaşım çoğu zaman geç kalınmış bir adımdır. Çünkü destek sisteminde değerlendirilen yalnızca sonuç değil; sürecin nasıl yönetildiğidir. Harcama yapılmadan önce belirlenmeyen hedef pazar, tanımlanmayan faaliyet kapsamı veya yanlış kurgulanan sözleşmeler, başvuru aşamasında telafi edilemeyebilir.
Bu nedenle teşviklerden yararlanabilen kurumlar, süreci genellikle şu sırayla ele alır:
· önce uygunluk ve yapı analizi,
· sonra harcama planı,
· en sonunda başvuru.
Bu sırayı tersinden kuran yapılar ise çoğu zaman “destek var ama olmuyor ”noktasında takılır.
Teşvik Süreçlerinde En Sık Karşılaşılan Yapısal Sorunlar
Teşviklerden herkesin yararlanamamasının temel nedeni, sistemin bilinmemesi değil; sistemin hafife alınmasıdır. Sağlık turizmi gibi yüksek regülasyonlu bir alanda destekler, yan bir konu değil; iş modelinin doğal bir parçasıdır.
Buparça doğru yerine oturmadığında, destekler ya hiç alınamaz ya da sürdürülebilir olmaz. Tam da bu nedenle teşvik süreci, çoğu kurum için bir“deneme alanı” değil; profesyonelce yönetilmesi gereken bir uzmanlık alanıdır.
Sonuç: Teşvikler Bir Sistem İçinde Anlam Kazanır
Sağlık turizmi teşvikleri, yalnızca finansal bir avantaj sunmaz. Aynı zamanda, bualanda hangi yapıların uzun vadede ayakta kalabileceğini de gösterir.
Süreçleri doğru okuyan, mevzuatı iş modeline entegre eden ve uyumu süreklilik içindeyöneten kurumlar için teşvikler güçlü bir kaldıraçtır. Bu yaklaşımı benimsemeyen yapılar için ise teşvik sistemi, çoğu zaman karmaşık ve ulaşılmasızor bir alan gibi görünür.
Advance Danışmanlık Perspektifi
Advance Danışmanlık olarak sağlık turizmi teşviklerini, yalnızca başvuru dosyaları veyatekil destek kalemleri üzerinden değil; sürecin tamamı için dedeğerlendiriyoruz. Sahadaki deneyimimiz, teşviklerden yararlanamayan yapıların çoğunlukla mevzuatı bilmediği için değil, süreci baştan doğru kurgulamadığı için elendiğini gösteriyor.
Bu nedenle yaklaşımımız, teşvikleri sonradan eklenen bir avantaj olarak değil; faaliyet planlamasının, harcama kararlarının ve operasyonel süreçlerin enbaşında ele alınması gereken bir yönetim alanı olarak konumlandırır. Sağlık turizmi gibi yüksek regülasyonlu bir alanda sürdürülebilir fayda, doğru başvurudan çok; doğru yapı, doğru zamanlama ve denetime hazır bir sistem kurabilmekle mümkündür.









